Çözümlemek kelimesini günlük hayatta pek sık kullanmasak da emin olmak açısından TDK dan anlamına bakarak teyit ettim. Çözümlemek tahmin edeceğiniz üzere anlaşılmayan bir konuyu açıklayıp sonuca bağlamak anlamına geliyor.

Ben öğrenme konularına kafayı taktiğım ve kolay öğrenmenin yada adam akıllı öğrenmenin yolu nedir? Bunun üzerine sıkça kafa yorduğum için. Aslında günlük hayatta edindiğimiz bir çok bilginin doğru dahi olsa bizim için çöp değerinde olduğunun farkına varıyorum. Bir örnek verecek olursam bir bilgi bize geldiği zaman bunun kapalı bir kutuda geliyormuş gibi düşünebilrsiniz, o bilginin doğruluğunu veya yanlışlığını bilmiyoruz, yani o kutunun içini açmıyoruz, açamıyoruz, sadece onu doğru veya yanlış taşıyoruz ve bir başkasına aktarıyoruz. Burada aslında o bilgi doğruda olabilir, mesela gündelik hayatta duyduğumuz haber niteliği taşıyan bir çok bilgi böyledir, bir taşıma usulü ile gerçekleşir.

Ancak o kapalı kutunun içini açıp -ki kapalı kutu burada çözümlenmemiş bilgiyi imleyen bir benzetmedir- bakmadığımız sürece. O bilgi bizim için aslında bir çöp niteliğinde sadece başka bir kimseye verilmeyi bekliyor. Kapalı kutuyu açmaktan kastım ise o bilgiyi çözümlemektir. Çözümleme ise mantık ile yapılır, mantığın çeşitli yolları vardır ama en bilineni şudur. A->B->C ye gittiğini düşünelim o halde A->C ye gider diyerek bu ortadaki B önermesini aradan kaldırabiliriz. İşte bu bizim bir bilgiyi doğrulamak ve kısaltmak için kullandığımız güzel bir yöntemdir, ama biz karşı tarafa direk sonucu verirsek yani A->C sonucunu verirsek o kişi B önermesinden mahrum kalır, maalesef eğitimde de işlerin ezbere yapılması, sürekli yöntemin verilememesi vs bundandır, çünkü anlatım bakımından daha kolaydır.

Örneğin, su 100 derecede kaynar. Bu sonuç bir bilgidir, bu bir takım bilim adamının önermeleri dizip doğrulayıp daha sonra A->C örneği gibi bunu kısalttığı halidir, ancak bu bilgiyi karşı tarafa vermenin herhangi bir faydası yoktur zira karşı taraf bu bilgiden yeni bir bilgi elde edemez bu bilgiyi çözümleyemez, sadece uygulayabilir onuda bu bilgi doğru ise yapabilir. Bu örneği düşündüğümüzde bu bilginin bize hiç bir faydası yok hatta bu bilgi eksik bir bilgi, çünkü suyun kaynama noktası rakıma göre değişen bir şey. Bu bilgi aslında sadece deniz seviyesinde geçerlidir ki belki daha bilmediğim envai çeşit daha şartı vardır.O halde bu bilgi ne işe yaradı ? Tamamen bir çöp, gerçi bu çöp bilgi benim bu yazımda örnek vermeme neden oldu orası ayrı mesele, en azından insalığa bir faydası dokundu. Tabi burada en azından suyun kaynayabildiği bilgisi de yatar, ancak bunu çözümleyemediğimiz sürece veya olayı yaşamadığımız sürece sadece doğruluğuna inanırız.

Aslında biraz karmaşık bir konuya değindiğimin farkındayım, bunuda doğru ifade etmek çok önemli bir husus.

Demek istediğim şey, örneğin bir olay yaşadık ve bu olayın sonucunda bir tecrübe edindik, bizim bu tecrübeyi edinme sürecimiz olayı yaşamamızla sağlanıyor, biz tecrübeye baktığımızda sağlamasını yaşadığımız olay ile yapıyoruz, şimdi biz karşı tarafa olayı aktarmaya çalıştığımız zaman iş uzuyor çünkü olayı birebir yakın anlatabilmeniz için karşı tarafa neredeyse o olayı yaşatmanız gerekir ve sizin aldığınız sonuçların aynısını aldırtmanız gerekir, zaten olay da genelde birebir eşit olarak karşı tarafa da aktarılamıyor bunun yerine daha kısa yol olan işin sonucunda edinilen tecrübe, yani sonuç bilgi aktarılıyor. Karşı tarafın elinde bu sonuç bilgi yani tecrübe varken, edinilen bilgiye yapacağı sağlama bulunmadığı için, o bilgi onun pek işine yaramıyor taki benzer bir olayla karşılaşana kadar, yani sağlamasını yapabileceği bir olay bulana kadar.

Şimdi ben burada A,B,C diye örnekler verir geçerim çünkü anlatmak istediğim şeyin farkındayım, ama yine de anlaşılmayacağından eminim, bu yüzden daha somut örnekler vereceğim.

Size şöyle bir bilgi veriyorum, karatenek canlıdır.

Siz ne yaptınız vay karatenek canlıymış bundan sonra bana birisi karatenek hakkında bir şey sorarsa canlı diyeceğim.

Burada yaptığınız şey yukarıda anlattığım aktarma olayından ibarettir. Çünkü siz karateneğin ne olduğunu bilmiyorsunuz, görmediniz, bir etkileşiminiz yok tek bildiğiniz onun canlı olduğu onu da sadece ben söyledim.

Bu bilgi sizin ne işinize yarar, koca bir hiç sadece taşırsınız, ve kullanırsınız tabi doğruluğundan emin olamadan.

Pekala ben bu bilgiyi nasıl edinmiş olabilirim, şimdi ona gelelim. Ben bilmem ne köyünde 8 kanatlı 5 ayaklı uçan bir böcek gördüm, dolayısyıla ilk yaptığım tanım:

1- Gördüğüm şey 8 kanatlı 5 ayaklı uçan bir böcek.

Daha sonra köylülere buna ne dedindiğini sordum, onlarda karatenek olduğunu söylediler, burdan 2. bilgiyi aldım ve birleştirdim.

2- Ki o böceğin adı karatenek.

Daha sonra evvelden bildiğim böcekler bir hayvandır bilgisi var oldu mu size 3. bilgi.

3- Böcekler birer hayvandır.

Daha sonra evvelden hayvanların da birer canlı olduğunu da biliyor muyum, buda oldu 4. bilgi.

4- Hayvanlar bir canlı türüdür.

Şimdi ben bu 4 bilgiyi birleştirdiğim zaman. Hepsini mantıksal bir şekilde zincir olarak dizdiğimde ve Karatenek’i özne olarak başa aldığımda ortaya şu çıkıyor.

Karatenek denilen bir şey gördüm -> Gördüğüm şey 8 kanatlı 5 ayaklı uçan bir böcekti -> Tüm böcekler aynı zamanda hayvandır -> Hayvanlar aynı zamanda canlıdır.

Vardığım sonuç: O halde karatenek bir canlıdır.

Size aktardığım: Karatenek canlıdır.

Şimdi ben size, bunu aktarırken direk sonucu verdiğim zaman, siz olaydan yoksun kalıyorsunuz ve size verdiğim bilgi pek işinize yarar bir bilgi değil, çünkü bilgi çözümlenmiş değil, siz bu kapalı bilgiden herhangi bir sorgulamaya ve doğrulamaya gidemezsiniz bunu yapabilmek için size olayın kendisi lazım. Bugün bu budur şu şudur diye duyduğumuz bir çok sonuç bilgi, başkalarının tecrübelerine dayanıyor ve bu bilgiler çözümlenmediği sürece, doğruluğundan ve yanlışlığından bir haber bir şekilde yaşıyoruz. Nezaman ki bir olay örgüsü mantık ile bu şekilde kuruluyor o zaman anlamak kolaylaşıyor bunu yapmayınca ise ezber bilgi olarak kalıyor ve yeni bilgi türetilemiyor.

Sonuç çözümlenemeyen bilgiye kapalı bilgi olarak bakalım ve bu bilgileri mümkün olduğunca çözümlemeye çalışalım yoksa belirttiğim gibi taşıyıcı olmaktan ileri gitmiyor.

Tabi sadece mantığa tabi tutmak yetmez aynı zamanda 5N1K uygulayarak, bilgiler gözden geçirilmeli ve çözümlenmelidir. Aslında benim burda yazdıklarım çok daha önceden ortaya atıldı. Descartes 17.yy da bir şeyi öğrenmek için, bilgileri en küçük temel parçalara kadar ayırıp daha sonra hepsini anlayıp bu bilgileri tekrar bir inşa sürecine sokarak öğrenmenin daha faydalı olduğunu hatta, bilimleri o bu şu diyerek ayırmanın yanlış olduğunu aslında bilimler temelde aynı şeylerden türediğini ve o temel şeylerin idrakının iyi yapıldığında bilimlerin bir çoğunun daha kolay öğrenildiğini savundu vs, bu yazımda, Descartes’e çok değinmeyeceğim, belki başka bir yazıda ayrıntılı bir inceleme yapılabilir.

Son olarak Karatenek tamamen uydurma bir kelimedir, gerçekte herhangi bir bağlantısı yoktur, belki daha güzel bir örnek verilebilirdi :)